17 Ocak 2014 Cuma

[Posta Kutusu] Cuma Postası #4


İyi geceler!!!

Geç gelen bir cuma postası oldu bu seferki ama eve geldikten sonra koltukta sızıp bu saatte yatağa git diye kaldırılınca, bugün günlerden neydi, cuma! Cuma Postası falan derken gözlerim fincan gibi açıldı. Teknik olarak cumartesiye adım atmış olsak da sizi Cuma Postasız bırakmak istemedim. İşte karşınızdayım.

Bu hafta gelen giden pek bir şey yoktu açıkçası, o yüzden size daha önceden gelen kıymetlilerimden bir şeyler sunucam. Bakalım beğenecek misin :) Cuma Postası başlasın o vakit!!!! :D


İlk kartpostalımız Hong Kong'tan! Ne kadar Çin sınırları içinde yer alsa da !997'ye kadar Çin ve Büyük Britanya arasındaki anlaşma sebebiyle bir Britanya sömürgesi olan Hong Kong bu günlerde Çine bağlı bir özel yönetim bölgesi. Sizi bilmem ama bana her zaman oldukça ilginç ve mistik ama bir o kadar parıl parıl parlayan bir yer olarak görünmüştür. :) Bu sebepten olsa gerek Asya ülkeleri seyahat planlarım içerisinde en birinci yerde buluyor. :D Neyse kartpostala geri dönersek bir liman ve ticaret kenti olan Hong Kong bir büyük ada(Hong Kong), bir yarım ada(Kowloon) ve 235 küçük adan oluştuğundan olsa gerek (acayip bir rakam, her tarafta minicik minicik adalar var, acaba kendi adamızın sahibi olabiliyor muyuz :P) yüzen restoran denilen restorana çevrilmiş gemilere mevcut. Şu kıyıda gördüğünüz ışıl ışıl gemiler, tur gemisi falan değil, birer restoran efenim. O taraflara gittiğiniz zaman kesinlikle uğranması gereken yerler listesine eklenmesi taraftarıyım kendi adıma. :D Ayrıca şu daha büyükte en ünlü restoran Jumbo Kingdom Floating Restaurantmış, kartpostalı gönderen arkadaşın yalancısıyım. Unutmadan, yaşasın yemek yemek!!!!

Sağ yanda gördüğümüz kartpostal bir kartpostal etkinliğinde bana Karadağ'dan gelmiş olan ve şu aralar mektup arkadaşı olduğum çok tatlı bir insandan geldi. Kartı ilk aldığımdan beri içimi ısıtan bir güzellik bir samimiyet var. Dar sokaklarından mıdır, içinde bulunan insanlardan mıdır pek bilemedim ama bu kartpostala baktıkça bakasım ve mutlu oldukça gülümseyesim geliyor. :) Budva konusunda ufak bir iki bilgi vermek istersek ufak bir nüfus (20.000 miş arkadaşın dediğine göre) ile Karadağ'ın turistik bakımdan popüler deniz kıyısındaki bir şehri. Şehrin 3500 yıllık bir geçmişi varmış ve Adriyatik Denizi'nin en eski yerleşim birimiymiş (vikipedia yalancısı) ayrıca tarihte bizimle alakası olarak, bir dönem Venedik'ten alınıp Türk topraklarına katılmış ama sonra anlaşma dahilinde Venedik'e iade edilmiş.

Üçüncü kartpostal benden kale severlere gelsin. Masallardan fırlamış gibi bir görüntüsü yok mu bu kalenin? Avrupa'da sadece kale gezmek için özel bir tura çıkmak istiyorum!! Almancası Schloss Neuschwanstein olan Neuschwanstein şatosu yada kalesi zamanında Bavyera kralı II. Ludwig tarafından saray ressamına çizdirilmiş. Ressam nasıl çizdiyse artık kale Disneyland'ta ki uyuyan güzel şatosuna da model olmuş. =) İnşasına 1869'da başlanan kale 1892'de tamamlanmış, internetten içini falan gördüm de baya güzel bir şey yahu. Ludwig beyamca ağzının tadını biliyormuş amma ve lakin bu kale de dahil olmak üzere zamanının Bavyera'sının devlet hazinesini kullanarak bir kaç kale daha yaptırayım, keyfime bakıp yazlık, kışlık, baharlık farklı farklı takılırım diyince, ensesinden tutulduğu gibi hücreye atılmış. Bugünlerde kalenin keyfini turistler sürerken Almanya'ya da iyi bir gelir sağlıyor. Lugwig beyamca hücrelere atıldığına yansın. :)
Son kartpostalım yine Çin'den ama bu seferki en sevdiklerimden. Terrakotta Ordusunu duymayanlar el kaldırsın!!! En azından Jet Li'li mumya filmi Mumya 3 izleyenler bir şeyler biliyordur ya da Jackie Chanli Efsane filmini. Efenim Toprak Askerler olarak da bilinen Terrakotta ordusu Çinin ilk imparatoru Qin Shi Huang'ın mezarını koruması için yapılmış bir ordudur. İmparator Qin Shi Huang zamanında Çin'deki tüm beylikleri yenip Çin'in bir bütün haline getirmiş ve Qin Hanedanlığının ilk imparatoru olmuştur. Tarih merakım sayesinde okuduğum kadarıyla oldukça zalim bir imparatormuş. Şu tarih derslerinde okuyup durduğumuz "Vw Çinliler Türk akınlarının önünü kesebilmek için Çin Seddini inşa etti." olayı var ya hani işte onu yaptıran imparatordur kendisi, ki seddin yapımında 1 milyon mahkum çalıştırılmış. Bunların çoğu yapım aşamasında ölmüş ve duvarın yapım malzemesi olarak seddin altına gömülmüş. O yüzden ileride Çin Seddini görmeye giderseniz üzerinde tura çıkmadan 3 kuluvallah 1 elham okumanızı tavsiye ederim. Çarpılırsınız yoksa o na göre. ;) Nerde kalmıştık, hah, ilklerin imparatoru olarak anılmasının nedeni alfabeden tutun ölçü birimlerine kadar çoğu hala kullanılmakta olan bir çok şey tanımlamış. Ayrıca insanları geleneklerinden ayırabilmek için yazılan bütün kitapların yakılmasını emretmiş! Pislük! Sadece bu bile onu kötü olarak adlandırmamıza yeter bence. Bu yaptığı olay tarihe "Kitapların Yakılması" olarak geçmiş. Neyse Qin Shi Huang, kendinden sonra ölümsüzlüğünün devam etmesini istediği için ölmeden bir mezar yaptırmaya başlıyor. Mezarın yapımı tam 30 yıl sürüyor. Söylenene göre mezarın genişli 15km'yi buluyormuş 1920 civarlarında bir köylü tarafından bulunuyor fakat korkuya kapılan adamcağız mezarı tekrar kapatınca asıl keşif 1945'e kalıyor. Mezar 8000 kişilik pişirilmiş topraktan ve bronzdan bir orduyu içeriyor. Aman yeaaaa, ne var ki diyen arkadaşları paranoyak yapan bilgiye geldi sıra.... Bu 8000 kişilik ordu tam bir ordu. Orijinal boyutlarda yapılmış, savaş arabasından atlarına silahlarına hatta askerlerin rütbelerine kadar her biri özenle yapılmış. 8000 askerin hiç biri birbirine benzemiyor. Yüzlerindeki ifadelerden tutun giysilerine saçlarına kadar birbirinden farklılar ve atlar, savaş arabaları, savaş malzemelerini saymıyorum bile. Ki bu durum benim gibi paranoyak insanların aklına bazı sorular getiriyor. Terrakotta ordusu lanetli bir ordu mu? Çılgın kral gidere ayak ordusuna ne yaptı falan filan. Terrakotta Ordusu üzerine etrafta dolaşan oldukça ilginç hikayeler var. Heykel pişirme işi ne kadar bir sanat olsa da her ayrıntısı düşünülmüş gerçek bir insandan tek farkı malzemesi olan bu ordunun nasıl böyle gerçekçi olduğunu, nasıl farklı yüz ifadelerine kırışıklıklara, fiziksel özelliklere sahip olduğu da insanın aklını başından alıyor. Bence ortada bilmediğimiz farklı olaylar var *x-files mod on* İşte hep bunlardan ötürü, ilk seyahatimi Uzakdoğuya yapmak istiyorum. Ah paranın gözü gör olsun, şimdilik kartpostallarla idare ediyoruz.

Bu kadar hikayeden sonra benim için yatma vakti geldi. Herkese iyi haftasonları!!!

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder