15 Mayıs 2015 Cuma

Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Çağdaşlarından Mektuplar “Biz Mektup Yazardık” Sergisi’nde!

İş Sanat Kibele Galerisi’ndeki “Biz Mektup Yazardık” Sergisi geçmişi günümüze taşıyor.
Bursa’nın ufak tefek yolları
Ağrıdan sızıdan tutmaz elleri
Tepeden tırnağa şiir gülleri
Yiğidim aslanım burda  yatıyor
İşte mürekkep bu dizelerdeki gibi damlar Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun kaleminden… Sanatçı, 64 yıllık hayatına sığdırdığı sanat tutkusunu, aşklarını, sevinçlerini, hüzünlerini, dostluklarını çocukluğunu ve ilk gençlik yıllarını geçirdiği Anadolu’nun naifliğiyle yakın dostu Nâzım Hikmet’e yazdığı bu dizelerdeki gibi aktarır kâğıda ve tuvallere… Onun şiirlerindeki ve tablolarındaki narlar, dutlar, ayvalar kimi zaman sevdiği kadına duyduğu özlemi kimi zamansa amansız bir kara sevdayı anlatır. Babasından Batı Edebiyatı’nı, annesinden Yunus Emre’yi, Karacaoğlan’ı öğrenen sanatçı Anadolu’nun toprak damlı evlerinden, İstanbul’un martılarından, köpüren denizinden, Âşık Veysel’in sazından dem vurur…
Bedri Rahmi Eyüboğlu iç dünyasını tuvallere ve şiirlere aktarırken sanat, edebiyat, siyaset ve iş dünyasının önemli isimleriyle gerçekleştirdiği, yaşadığı döneme ışık tutacak mektuplaşmaları da tarih yolculuğundaki yerlerini alıyor.  Güzel Sanatlar Akademisi’nde başlayıp Paris’te süren eğitim hayatından, resim tutkusunun peşinden gittiği Anadolu’daki yurt gezilerine kadar sanatçının yaşamından birçok kesiti yansıtan mektuplar, “Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Çağdaşlarından Mektuplar - Biz Mektup Yazardık” Sergisi ile İş Sanat Kibele Galerisi’nde ilk kez gün yüzüne çıkıyor.
Sergi, hem sanatçının kaleme aldığı hem de kendisine gelen yüzlerce mektubun Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından uzun soluklu ve titiz bir çalışma ile kitaplaştırılmasına paralel olarak hayata geçiriliyor. Sanatçının gelini Hughette Eyüboğlu’nun hazırladığı, editörlüğünü Rûken Kızıler’in üstlendiği kitabın ve serginin tasarımı Emre Senan tarafından gerçekleştirildi.
Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun Avrupa’da öğrenci olduğu günlerden Akademi’de öğretmen olduğu günlere pek çok anıyı barındıran mektuplar, orijinal olarak sahiplerinin kendi ifadeleriyle ve kendi imzalarıyla ziyaretçilere ulaşıyor. Sadece ressam ve şair olarak değil mozaik, seramik, vitray ve yazma sanatçısı, heykeltıraş, öğretmen ve yazar kimlikleriyle de sanatımıza kalıcı eserler bırakan Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun pek çok isimle sürdürdüğü yazışmaları aynı zamanda sanatçılar arasındaki kuvvetli bağı da gözler önüne seriyor. Her biri tarihi belge niteliğindeki mektuplar; sanatçıların o dönemde yaşadığı ekonomik sıkıntılara dair fikir verirken, yaşanan zorlu koşullara rağmen gerçekleştirdikleri idealleri ile tarihe not düşürebilmeyi başarmış bu insanların umutlarını yitirmediklerini de en iyi şekilde ortaya koyuyor.
Sanatçının Nâzım Hikmet, Ahmet Hamdi Tanpınar, Fikret Muallâ, Âşık Veysel, Adalet Cimcoz, Orhan Veli Kanık, Necip Fazıl Kısakürek, İbrahim Çallı, Andre Lhoté, Fahrünisa Zeid, Abidin Dino, Reşat Nuri Güntekin, Cemal Tollu, Nurullah Berk ve Arif Kaptan ile mektuplaşmalarının her biri ziyaretçilerde ayrı bir tat bırakmayı vaat ediyor. İş dünyasının önde gelen isimleri Vehbi Koç ve Nejat Eczacıbaşı’nın mektupları da Eyüboğlu arşivinin önemli parçaları arasında yer alıyor.
Serginin bölümlerinden biri de Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun yaşamını şekillendiren iki kadın, eşi ressam Eren Eyüboğlu ve büyük aşk yaşadığı, “Karadutum” dediği Mari Gerekmezyan ile mektuplaşmalarından oluşuyor. Eren Eyüboğlu, büyük aşk yaşadığı Karadut’u sonsuzluğa uğurladıktan sonra eşinin elini bırakmayarak o zor günleri atlatmasına ve resme odaklanmasına yardımcı olacak kadar güçlü iken, diğer taraftan Mari Gerekmezyan ise ölümünün ardından bile gözlerini yaşartacak kadar sevdalı olduğu bir isim.
64 yıllık yaşamına çok şey sığdıran Bedri Rahmi… 
İş Sanat Kibele Galerisi’nde çağdaşlarıyla yazışmalarının ilk kez gün yüzüne çıktığı “Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Çağdaşlarından Mektuplar - Biz Mektup Yazardık” Sergisi ile anılan sanatçının hayat hikâyesi Trabzon’da başlar. Takvimler 1911 yılını gösterdiğinde Görele Kaymakamı Mehmet Rahmi Bey ve Lütfiye Hanım’ın ikinci çocuğu olarak hayata merhaba der. Asıl adı olan Ali Bedrettin, zaman içinde önce Bedir’e sonra Bedri’ye dönüşür.  Babasının görevi dolayısıyla yerleştikleri Trabzon’daki lise resim öğretmeni ünlü ressam Zeki Kocamemi tarafından keşfedilir. Sanatçı yine bu dönemde edebiyata da merak salar ve ilk şiirlerini yazmaya başlar.
1929’da İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’ne giren Bedri Rahmi Eyüboğlu, Nazmi Ziya ve İbrahim Çallı gibi Türk resminin mihenk taşlarının öğrencisi olma şansına erişir. Edebiyata olan ilgisinin üzerine düşer ve Ahmet Haşim’den estetik ve mitoloji dersleri alır. 1930’larda hayat onu bu kez Fransa’ya götürür. Dijon ve Lyon’da bir yandan çalışarak Fransızcasını geliştirmeye çalışırken, bir yandan da Gauguin, El Greco, Cezanne gibi beğendiği ressamların eserlerini kopya eder. Sanatçı, ileride hayatını birleştireceği Ernestine Letoni (Eren Eyüboğlu) ile de Fransa’da tanışır. 1940’lı yıllara gelindiğinde kalbine “kara saplı bir bıçak” gibi saplanan Mari Gerekmezyan girer. Asistanlık yaptığı Güzel Sanatlar Akademisi’nin heykel bölümüne misafir öğrenci olarak gelen Mari Gerekmezyan, Bedri Rahmi’nin bir büstünü yapar, sanatçı bu büste duyduğu minneti Mari’nin çeşit çeşit portrelerini yaparak ve ona şiirler yazarak yanıtlar. Artık bütün İstanbul ve elbette Eren Eyüboğlu bu tutkulu aşktan haberdardır. Bedri Rahmi Eyüboğlu 1975 yılındaki ölümüne kadar geçen çeyrek asrı aşkla, resimle, edebiyatla, dostlarıyla, dönemin önde gelen kültür ve düşünce insanlarıyla bir arada geçirir.
Meraklıları için 5 Mayıs - 20 Haziran arasında İş Sanat Kibele Galerisi’nde ziyaret edilebilecek “Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Çağdaşlarından Mektuplar - Biz Mektup Yazardık” Sergisi, sanat ve kültür tarihimizde eşine az rastlanır bir iz bırakmayı vaat ediyor. Sergide orijinal el yazılı mektuplar ve sanatçının çizimleriyle süslediği desenli zarfların yanı sıra mektuplaşılan isimlerin Bedri Rahmi Eyüboğlu tarafından yapılmış portreleri de yer alıyor. Serginin ziyaretçilerini güzel bir sürpriz de bekliyor. İsteyen katılımcılara, sanatçının desenleriyle hazırlanmış mektup ve zarflarla sevdiklerine yazma imkânı sunuluyor. Şimdi özlemle andığımız eski günlerdeki gibi mektup yazma zamanı!

Bir boomads advertorial içeriğidir.

3 Mayıs 2015 Pazar

[Blog Tur] Kızıl Yükseliş - Pierce Brown | Kitap Yorumu - Yazar Tanıtımı


Ben Azrail'dim ve ölüm de gölgemdi.


Kitabın Adı: Kızıl Yükseliş
Orijinal Adı: Red Rising
Yazar: Pierce Brown
Çevirmen: Selim Yeniçeri
Serinin Adı: Kızıl Yükseliş Üçlemesi
Seri Kitap Numarası: 1
Tür: Distopya, Bilim Kurgu
Yayıncı: Pegasus Yayınları
Fiyatı: 29,50 TL (Ciltsiz), 39,50 TL (Ciltli)
Sayfa Sayısı: 448
Yayın Tarihi: Nisan 2015
Ben dünyaları ateşe verecek kıvılcımım. Ben zincirleri kıracak çekicim. Ben halkımın ve esaret içinde yaşayan herkesin umuduyum. Çünkü biliyorum ki insan kendini köleleştiren adaletsizlikle özgürleşemez. Gelecekte, renk kodlarına göre sınıflara ayrılmış Toplum'un en alt sınıfını Kızıllar oluşturmaktadır. Diğer bütün Kızıllar gibi Darrow da, Mars'ı yeni nesiller için yaşanılır bir gezegen haline getirdikleri inancıyla günlerini madenlerde çalışarak geçirmektedir. Üstelik bunu severek ve isteyerek yapmakta, kanı ve teriyle çocuklarına daha iyi bir dünya bırakacağına inanmaktadır.

Ancak Kızıllar kandırılmıştır. Darrow, halkının yozlaşmış yönetici sınıfın kölesinden başka bir şey olmadığını keşfettiğinde adalet özlemi ve kaybettiği aşkının anısıyla hırslanır. İnsanlığın yeni nesil Altın hükümdarlarının güç için mücadele ettiği efsanevi Enstitü'ye sızmak için her şeyden vazgeçer. Hayatı ve medeniyetin geleceği pahasına en başarılı ve en vahşi Altınlarla rekabet etmek zorunda kalacak olan Darrow'un düşmanlarını yenmek için artık yapmayacağı şey yoktur… Bu, onlardan birine dönüşmek anlamına gelse bile. 

28 Aralık 2014 Pazar

[Blog Tur] Karanlık Zihinler - Alexandra Bracken | Ön Okuma


Kitabın Adı: Karanlık Zihinler
Orijinal Adı: Darkest Minds
Yazar: Alexandra Bracken
Serinin Adı: Karanlık Zihinler
Seri Kitap Numarası: 1
Tür: Distopya
Yayıncı: Parodi Yayınları
Fiyatı: 24 TL
Sayfa Sayısı: 576
Yayın Tarihi: Aralık 2014

Adım Ruby.
Hepinizden farklıyım.
Aklınızın derinliklerinde gezinebilir,
anılarınızı hiç yaşamamışsınız gibi silebilirim.
Henüz on yaşındayken Thurmond'daki bu rehabilitasyon kampına gönderildim. Hem de kendi ailem tarafından...
Burada her adımımız izleniyor, nefes alış verişlerimiz bile.
Yalnız değilim.
Maviler... Yeşiller... Turuncular...
Sarılar ve Kırmızılar...
Karanlık Zihinler...
Ve yaşamak için saklanmak zorunda kalanlar
Ve kaçanlar... 

17 Aralık 2014 Çarşamba

[Blog Tur] Marslı - Andy Weir | Film Hakkında



O Dünya'nın en ünlü adamı. Sorun şu ki o Dünya'da değil.

Kitabın Adı: Marslı
Orijinal Adı: The Martian
Yazar: Andy Weir
Çevirmen: Emre Aygün
Tür: Bilim kurgu
Yayıncı: İthaki Yayınları
Fiyatı: 25 TL
Sayfa Sayısı: 415
Yayın Tarihi: Kasım 2014

Yeni turdan herkese merhaba!!!

Genelde alıştığınız gibi bu kitapta bir arka kapak yazısı yok. Zira arka kapağın tamamı hak edilmiş övgülerle dolu. Nedeni az sonra aşağıda ama önce kitap, bariz olanın dışında, ne anlatıyor onu konuşalım.

Mark, Marsa gönderilen 3. ekip olan Ares 3'ün 6 kişilik mürettebatından rütbe sırasına göre en sonda yer alan ekibin mekanik mühendisi ve botanikçisidir. Mars'ta bir botanikçinin ne işi olduğunu hiç sormayın. Mükemmel programlanmış bu görevde Mars'taki 6. günlerinde çıkan kum fırtınası sonucu NASA tarafından ekip geri çağrılır. Mark, onları Dünya'ya götürecek olan Hermes'e çıkan kapsüle binemeyecektir. Çünkü fırtına sırasında ölür ve prosedür kesindir; Mars'ta ölen Mars'ta kalır. Fakat ekibin bilmediği bir şey vardır o da Mark'ın bir dizi çılgın tesadüf sonucu hayatta olduğu ve Ares 4 ekibi gelene kadar Mars'ta hayatta kalması gerektiği. Mark'ın bilmediği konu ise Dünya'nın onun yaşadığını bilmesi ve onun için seferber olmasıdır.

20 Kasım 2014 Perşembe

MERCAN DEDE, SU, NEY VE DOĞA

Ney, sesiyle de, kendisine verilen nefesi büyülü melodilere dönüştürmesiyle de diğerlerinden ayrılan, çok özel bir enstrüman. Ney dinlemek bana daima huzur vermiştir. Ülkemizde çok değerli neyzenler var ama ben neyi özellikle Mercan Dede’den dinlemeyi seviyorum. Son günlerde de, sanatçının yeniden düzenlediği “Yağmur Yağar Taş Üstüne” adlı türküde buluyorum neyin o büyülü sesini.
Henüz dinlememiş olanlar için bu eserin hikayesini anlatmak isterim. Mercan Dede, geçtiğimiz günlerde Damla Su ile ortak bir proje gerçekleştirmiş. Damla Su, bu proje için ünlü neyzeni Uludağ’daki kaynağına götürmüş. Mercan Dede daha önce de “Su” adlı albümünde suyun tınılarından ilham almıştı biliyorsunuz. Fakat bu kez, doğanın kalbine yolculuk yapmış ve suyu kaynağında dinlemiş. Sonra stüdyoya dönüp su ve doğa seslerini tek tek notaya çevirerek “Yağmur Yağar Taş Üstüne” adlı türküyü yeniden yorumlamış.
Düzenlemede, ilk başta da bahsettiğim gibi, kulağa ilk gelen enstrüman ney. Zaten Mercan Dede Uludağ’a yaptığı yolculuk sırasında da sık sık mola verip ney üflemiş. Türküde neyden başka kabak kemane ve aqua drum kullanılmış. Bu arada hayranlarının da bileceği gibi, Mercan Dede sufi müziğini genelde yerel enstrümanlar ve elektronik müzikle de harmanlar. Ancak sanatçı bu eserde elektronik müziğe yönelmemiş. Türkünün orijinal tadından uzaklaşmamak için olsa gerek diye düşünüyorum…
Uzun sözün kısası, Mercan Dede ve Damla Su işbirliği ile ortaya çıkan bu eser gerçekten rüya gibi olmuş. Dinlerken ney sizi doğanın kalbine alıp götürüyor. Doğal kaynak suyunun yolculuğuna eşlik ediyorsunuz. Ee, projenin adını boşuna “Suyun Seyahatnamesi” koymamışlar, değil mi? Hadi dinleyelim:

Bir boomads advertorial içeriğidir.

1 Kasım 2014 Cumartesi

[Kitap Yorumu] İçimdeki Psikopat - James Fallon

Kitabın Adı: İçimdeki Psikopat
Orijinal Adı: The Psychopath Inside: A Neuroscientist's Personal Journey into the Dark Side of the Brain
Yazar: James Fallon
Tür: Biyografi, Psikoloji
Yayıncı: Yabancı Yayınları
Fiyatı: 17 TL
Sayfa Sayısı: 240
Yayın Tarihi: Ekim 2014

Bir nörolog olan James Fallon, bir gün ailesinin beyin taramalarının görüntülerini incelerken, karşılaştığı sonuçlardan birinin bir psikopata ait olduğundan şüphelendi.

Bu sonuçların kime ait olduğunu öğrendiğinde hayatında yeni ve tekinsiz bir sayfa açıldı, çünkü tarama sonuçları kendisine aitti.

Fallon hayatı boyunca normal bir şekilde yaşamıştı. Mutlu bir aile hayatı vardı ve işinde başarılı bir bilim insanıydı. Ve şaşırtıcı gerçeği öğrendiği o gün, kendisini sorgulamaya başladı.

İçimdeki Psikopat, James Fallon'un kendisiyle ilgili bu keşfe nasıl tepki verdiğinin hem bilimsel hem de sürükleyici öyküsünü anlatıyor. Kendi deneyimini bilimsel birikimiyle birleştiren Fallon, beynimizin karanlık tarafına yaptığı yolculuğa hepimizi davet ediyor.

29 Ekim 2014 Çarşamba

[Blog Tur] Hiçliğin Kıyısında - J.A. Redmerski | Bunları Biliyor Musunuz?


Tesadüf, yazgıya verilen hayali bir isimden ibarettir...

Kitabın Adı: Hiçliğin Kıyısında
Orijinal Adı: The Edge of Never
Yazar: J. A. Redmerski
Serinin Adı: The Edge of Never
Seri Kitap Numarası: 1
Tür: Romantik, Yeni Yetişkin, Yol
Yayıncı: Ephesus Yayınları
Fiyatı: 25 TL
Sayfa Sayısı: 472
Yayın Tarihi: Ekim 2014

Yirmi yaşındaki Camryn, alışılmışın dışında bir yaşam tarzı düşlemektedir. Fakat başına gelen trajediler bu yaşamı kendisinden zorla çekip alınca, ilk bulduğu otobüse atlayarak varış noktasını bilmediği bir yolculuğa çıkar. Çıktığı bu kendini yeniden keşfetme yolculuğunda, kendisi gibi nereye gideceğini bilmeyen, Andrew Parrish adında biriyle tanışır. Fakat Andrew'un da bazı karanlık sırları vardır.

Andrew yolculukları esnasında Camryn'e kimseye bağlı kalmadan, içinden geldiği gibi yaşama, en derin ve kuytu arzularına teslim olma sanatını öğretir. Ancak Andrew'un ondan gizlediği sır yolun sonunda kendisini beklemektedir. Bu sır ikiliyi bir araya getirebilecek midir, yoksa onları sonsuza dek birbirlerinden ayrılmaya mı mahkum edecektir?